EMASYA ile 28 Şubat’ın son tortusu...

Yazar : Administrator Pazartesi, Şubat 01, 2010

Balyoz darbe planını hazırlayan Doğan’ın EMASYA’yı da imzaladığını hatırlatan Bayramoğlu, Başbakan’ın Protokolü kaldırma kararının demokratikleşme için önemli bir adım olduğunu söyledi.

28 Şubat’ın ardından 7 Temmuz 1997’de Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan ve TSK’nın iç güvenlik doktrinine zemin oluşturan EMASYA’nın (Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü) koyu gölgesi, evveli ve ahiriyle eksiksiz hesaplanmış Balyoz adlı dehşetengiz darbe planına düşünce, Türkiye sarsıldı. Protokol askere, valilik talep etmese dahi, gerekli gördüğünde toplumsal olaylara - şehrin göbeğinde bile olsa- el koyma yetkisi veriyordu. Bu, polisin ve mülki amirlerin askerin emri altına girmesi demekti. Evet, bir tür sıkıyönetim hali ya da darbe. Protokolün imzacısı Çetin Doğan’ın ıslak imzasının Balyoz’da da bulunması ayrıca dikkat çekici elbette.

EMASYA’yı yıllardır ısrarla yazan ve hem siyasetçilerin hem kamuoyunun dikkatini buraya çekmeye çalışan, protokolü en iyi bilen gazeteci Ali Bayramoğlu ile konuştuk.

• Ordu içinde bir grup darbeye tevessül ediyor denirdi hep. Balyoz planı neyi gösterdi?

Balyoz bunu teyid ediyor tabi. 28 Şubat’tın şahin kanadından gelen bir komutanının tüm ordusunu, içine başka mekanizmaları da katarak hazırladığı bir darbe planı Balyoz. Anlıyoruz ki planı MİT de takip etmiş. Balbay, Cumhuriyet yazarları olarak Atasagun’la yaptığı görüşmeye atfen “ihtilale hazırlar” notlarını düşmüş.

• Hazır ihtilal niye realize edilememiş?

Hilmi Özkök sayesinde. 2003’te badire böyle atlatılmış, 2004’te Sarıkız, Ayışığı ile başka şahin generaller devreye girmiş. Buradan da süreklilik ve generaller arasında bir ilişki olduğunu, bunun da büyük bir yapı olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

• Nasıl bir yapı bu, motivasyonu ne?

28 Şubatı yapmış, iktidardan kovalamak istediği partinin devamı gördüğü partinin iktidarıyla karşılaşınca 2002’den 2005’e hükümetin püskürtülmesini kaçınılmaz gören askerler bir grup oluşturmuşlar. Avrasyacılar denirdi onlara. Karşılarında da Özkök gibi yasal çerçevede kalmak isteyen bir anlayış var. Balyoz, darbeci kanadın ne kadar güçlü, süreklilik içinde olduğunu gösteriyor.

SUBAYLARI DARBEYE ZORLAMIŞ

• 1997’da imzalanan EMASYA protokolü de bu kanada darbe için dayanak oluyor..

EMASYA, askere iç güvenlik alanında istihbarat toplama, olası bir durumda müdahale etme imkanı veren özerk bir alan demek.

• Balyoz neyi gösterir EMASYA açısından?

Darbe tatbikatı yapıldığını. EMASYA onlara bir meşruiyet zemini vermenin ötesinde darbe içerisinde yer almak istemeyecek kişileri de “bir EMASYA görevi” olarak darbenin içine katmış. Dolayısıyla Balyoz, müdahaleci asker grubuna hitap ettiği gibi, askeri vesayet yapısının da bizatihi her an darbeye hazır olduğunu da gösteriyor. EMASYA ile darbe münferit olmaktan çıkıp tüm askeri yapıyı siyasi iktidara müdahale etme, alaşağı etme konumuna iten bir görüntü çıkıyor ortaya.

• Protokol 1997’de askerin güçlendiği; siyasetin çok zayıfladığı bir dönemde imzalandı. Ama zaten her darbe için TSK İç Hizmet Kanunu 35. maddeden görev devşirmiş olan asker, EMASYA ile yeni bir meşru zemine ne diye ihtiyaç duymuştur?

Güzel soru. Bu iki yönlüdür. 28 Şubat kurumsal devlet yapısının askerileştirilmesi üzerine kuruludur. Yani sürekli fiili bir darbe ve denetim halini, askerin normal düzende güvenlik alanında, siyasi kararlarda etkin olmasını sağlamıştır. Asker 35. maddeyi darbe yaptıktan sonra kullandığı için EMASYA ile 35. maddeye gerek kalmadan bütün asayiş alanı askere teslim ediliyor. EMASYA’ya ihtiyacın nedenlerinden biri askerin topluma, diğeri polise ve öteki güvenlik kurumlarına, mülki amirlere güvensizliğidir. Bu mantıkla, mülki idareyi son noktada saf dışı bırakan ya da önemli ölçüde askere bağlı kılan bir yapıdır EMASYA. Başbakanlık kriz masası gibi yönetmeliklerle devlet işleyişini askerileştirerek siyasete, topluma olan güvensizliği ‘militan, aktif, müdahale edici demokrasi mantığı’na çevirmiştir. EMASYA’nın kaldırılacak olması 28 Şubat’ın Türkiye toplumu üzerinde bıraktığı tortuların sonuncusunun da bitmesidir.

• EMASYA’ya ihtiyacın öteki yönü ne?

1997’de olağanüstü hal bitmişti ve bu, asker nezdinde çok büyük bir boşluk yaratıyordu. Onu ikame etmek istediler. Protokol dikkatli okunduğunda görülür ki eski olağanüstü hal bölgeleri sonradan iç güvenlik harekat bölgeleri oldu. Yani olağanüstü hal sürmeden nasıl sürerse işte bunun adıdır EMASYA.

• Fark edilmez mi ki, nasıl oluyor bu?

Valilik bunu böyle takdir ettiği için oluyor. Valilik de hep böyle takdir ediyor. Mesela Diyarbakır hep iç güvenlik harekat bölgesidir. Bu bölgelerde asker bütün komutayı ele alıyor. Polisin özerk birimlerin jandarmanın hatta özel güvenlik teşkilatlarının komutası mülki amirden valilerden çıkıp komutana geçiyor. Bu sadece hiyerarşiyi değil, imkânların kullanılması da değiştiriyor. Hangi taşıt nereye gidecek, bütçe nasıl dağıtılacak vs. Bunlara baktığınızda aslında olağanüstü halden de öte fiili sıkıyönetim mekanizması var. Zira olağanüstünde amir validir ama sıkıyönetimde komutan. Bölgede olağanüstü hali ikame ederken asayiş askere teslim edilmiştir.

• EMASYA diğer bölgelerde nasıl işledi? 

Daha çok belli toplum kesimlerini takip etme, fişleme ve bunu bağımsız bir askeri yapıda yapma mekanizması olarak işliyor. Asker, yetkisi olmamasına rağmen Trabzon’daki gibi iç güvenlik tugayları kuruyor.

EMASYA FİKRİ ÇETİN DOĞAN’IN!..

• EMASYA’yı Balyoz darbe planının sahibi Çetin Doğan’ın imzalaması tesadüf mü?

Tesadüf ama şöyle: Çetin Doğan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya kadar 28 Şubat’ın kalbidir. Biri BÇG konseptini ortaya atmış, diğeri başkanlığını yapmıştır. Tüm istihbarat, sistem, harekât ona akıyordu. Dolayısıyla böyle bir protokolün şeklini, inceliklerini düşünen o olmuştur. Başka biri yerine onun imzalamasının bir< nedeni bu olabilir.

• Peki EMASYA’yı imzalayan kişinin üstüne Balyoz’u hazırlaması tesadüf mü?

Biraz tesadüf, bir de muhtemelen yapılanmayı işleyişi daha iyi biliyor. Eh, adam da darbeci tabi. Haliyle görülmemiş bir darbe tatbikatı yapıyor. Darbe gördük, darbe girişimi gördük ama tatbikatını ilk kez görüyoruz.

BALYOZ’U DA ÖZKÖK SAYESİNDE ATLATMIŞIZ

Anlaşılıyor ki Ayışığı ve Sarıkız gibi Balyoz’u da Hilmi Özkök sayesinde atlatmışız. Darbe gördük, darbe teşebbüsü gördük ama darbe tatbikatını da ilk kez görüyoruz!

Başbuğ gemisini limana çekme derdinde

• Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Balyoz’dan sonra bir açıklama yaptı...

Acz içinde. Bunalmış, derdini anlatamayan her türlü siyasi meşruiyetini kaybetmekte, imajı bozulmakta olan bir ordunun başı. Dolayısıyla o, bütün gücüyle çıktı oraya. İkinci önemli nokta; bu koşullarda demokrasiyi, seçimle gelen hükümet seçimle gider diye tanımlamasıydı. Ne var bunda demeyin, bizim ülkemizde önemli. Bunu bir Genelkurmay başkanı söylüyor ya da söylemek zorunda kalıyor.

• Tonlaması, masaya vurması...

Üçüncüsü de bu zaten; sadece bize değil arkasındakilere de konuşuyor. Bunun için bağırıyor, elini masaya vuruyor, terbiyesizler ahlaksızlar vicdansızlar diyor. Ama kabul edilemez tabi. Zaten kimse ürkmüyor hatta alay konusu oluyor. Bağıramaz, parmak sallayamazsın diyor artık insanlar. Bu üç boyuttan bakınca duygusal yön, tehdit önemli değil. Analitik yönü önemli: Ordu sıkıntıda. Başbuğ gemisini limana yanaştırmaya çalışıyor ve işi zor.

Bu İçerikle İlişkili Benzer Yazılar



Facebook
Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Yahoo
Reddit
Feed
Facebook