Arzu Kaprol, 2010 Sonbahar/Kış temasını belirlerken İstanbul Gravürleri'nden ilham aldığı koleksiyonunun adını "The Bosphorus" olarak belirledi.
Arzu Kaprol Pret a Porter Deluxe koleksiyonunun özgün ve fark yaratan tasarımlarında bu kez Desinety-A.Mayer imzalı bir İstanbul Gravürü etkili oldu.
Arzu Kaprol tasarımlarında her zaman İstanbul’dan ve metropol hayatından esintiler yer alıyor. ‘Yaşamı sanata dönüştüren’ tasarımlara imza atan Kaprol, “The Bosphorus” temasında kıyafetlerine İstanbul gravürleri yerleştirdi. Kaprol’ün, deneysel tasarımlarının da yer aldığı 2007-2008 Sonbahar/Kış koleksiyonunda 82 parça bulunuyor ve koleksiyonda ipek ve derinin ağırlığı hissediliyor.
Global giyinen insanlığın, kültürüne ait özellikleri detaya sindirmesi gerektiğine inandığını ve koleksiyonlarında yer alan temaları buna göre belirlediğini söyleyen Arzu Kaprol, “The Bosphorus” koleksiyonunda yer alan gravürlerinde İstanbul’un geçmişten günümüze uzanan şehir kimliğini, metropol hayatını anlattığını belirtiyor. Kaprol; “Bu biraz da bizi geçmişe bağlıyor. Ben her zaman koleksiyonlarımda İstanbul metropol kadınına özgü hikayeler yapıyorum. Mutlaka İstanbul ve Türkiye coğrafyasına özgü birtakım detayları da koleksiyonuma ekliyorum. Çünkü İstanbul’dan besleniyorum. O yüzden konseptim bu kez “The Bosphorus” oldu” diyor.
Arzu Kaprol; ipek, deri, kaşmir, triko, ipek bluz ve elbisenin ağırlıklı olarak yer aldığı koleksiyonunda en fazla dikkat çeken parçaların degrade deriler, lazer kesimler ve ipek kaşmirler olduğunu belirtiyor.
Kaprol’ün renk seçimleri; 2009 sonbahar ve 2010 kışının renk seçimleri bakımından ilginç bir yıl olacağını gösteriyor. Renkler özellikle koyulaşıyor. En koyu lacivertler, en karanlık siyahların hakim olacağı sezon kıyafetlerinin içinde gizli ışıltılar, bordolar ekrular yer alacak. Arzu Kaprol; “Belki bu koyu renkler daha fazla içimize kapandığımızı ifade ediyor olabilir. Gün geçtikçe daha fazla korunma içgüdüsüyle hareket ediyoruz, hem dış etkenlere karşı, hem de bütün duygusal karmaşalara karşı korunaklı olmaya çalışıyoruz.Kisisel yaşam yolculuğumuzda yaşam savaşçısı olmaktan çıkıp, yaşam sanatçısı duygusuyla yaklaşmayı hedefliyorum" diyor.









